faust rehabilitasyon merkezinde
"Rehabilitasyon merkezleri soyguncu mu ? "Yazısı yayımlandığından bu yana bir çok yanıt geldi .
Yazıda rehabilitasyon merkezlerinden çıkan pis kokudan sözediliyordu.Bu kez lağım kapağını kim açık bırakmıştı.?İstanbul"da kanalizasyon kapağı açık olduğu için yaşamını yitiren küçük Dilara'nın ölümünde olduğu gibi şimdi sorumlular kimdi.?Rehabilitasyon merkezlerindeki kanalizasyon kapağını kim veya kimler niye açık bırakıyordu.Küçük Dilaralar bu kez engelli oldukları ve anlama sıkıntıları olduğu için mi sorumlular bulunamıyordu.?
Rehabilitasyon merkezlerinde neler oluyordu ve hepimizin bildiği ve hoşlanmadığı şeyler neden oluyordu.Para için herkes ünlü Alman ozanı, oyun yazarı johann Wolfang von Goethe 'nin
Faust yapıtındaki gibi gibi ruhunu şeytana satan Dr Faust mu olmuştu ?Peki yeni Dr Faustlarımız kimlerdi ?
Faust piyesindeki şeytanı simgeleyen Mefisto kendini bu kez nasıl gösteriyordu? .Kimler, şeytanla, nasıl bir anlaşma yapıyordu?.Engellilerin Rehabilitasyonu alanında ortaya çıkan yolsuzlukları çözmek için yazıyı okuyan bir müfettişimiz sordu ilk önce .Rehabilitasyon merkezlerinde çıkan kokunun nereden geliyordu?.
Mektup şöyle;
Değerli arkadaşım;
rehabilitasyon merkezleri ile ilgili yazmış olduğunuz yazıyı büyük bir beğeni ile okudum.
Emeğinize sağlık.
Ben Doğuda bir ilde ilköğretim müfettişi olarak görev yapmaktayım. Bu konu ile özel olarak ilgilenmekteyim.
Sistemdeki çarpıklıklar ve çözüm önerilerinizi benle paylaşırsanız sevinirim.
Saygılarımla...
Murat Aktuna
Sayın Aktuna gerçekten de eğtimcilerin önemli hasletlerinden olan cesaretlendirme görevini tamamen başarmış görünüyor.
Aynı cesaretten aydınlanan birvelimiz ve rehabilitasyon merkezi kuruculuğu yapmış isminin saklanmasını isteyen okurumuz şu mektubu yazmış ;
"selamlar.
Epeydir rehabilitasyon.com sitesine girmiyordum. Azıcık
neler olmuş diye üstünkörü bakarken "rehabilitasyon merkezleri soyguncu mu?"
haber başlığı beni mıknatıs gibi çekti. Nedenini ve kim olduğumu ne
yaptığımı neler yapmaya çalıştığımı sizinle paylaşmak istiyorum. Şu anda
gözlerimin içi cam kırığı doluymuş halde yazıyorum. Çünkü yazmadan
uyuyamayacağımı iyi biliyorum. Yalnız öncelikle bir soruyla başlamak
istiyorum. Bu kadar bilgi elinizde var olduğuna göre yasal mercilerle
bölüştünüz mü? bölüşmüşsünüzüdür umarım. Yok! bölüşmediyseniz ya da
çekinceleriniz varsa başta ben olmak üzere ve bu pisliklerden rahatsızlık
duyan herkesten yardım ve destek isteyerek bu işe iş işten geçmeden bir el
atalım istiyorum. Çünkü benim uykularım kaçıyor, sizinkinin kaçtığı gibi...
. Kısa kesmeye çalışcağım. Otistik babasıyım. 2001 yılında
rehabilitasyon merkezi açmak zorunda kaldım, çünkü yoktu. SHÇEK
bana iş yaptırmamak için elinden geleni yaptı. Tek bir kuruş benden
alamadılar. Ayıptır söylemesi elimde çok açıktır aksine. 2004 te Ö
adında bir rehabilitasyon merkezi açıldı. Ruhsat almadan hatta diyeyim ki
gerisini siz anlayın. SHÇEK bizi denetleyen kısacası amirimiz pozisyonunda.
Ben onları ağır cezada yargılattım. Mahkemenin üzerinde ne yazık ki çok
baskı vardı. "nitelikli görevi kötüye kullanma" suçuyla davayı karara
bağladılar. Temyize gönderdim. 10-15 gün önce iki xxx milletvekili beni
aradılar. Benden bu davayı geri almamı istediler. Umursamadım tabii.
Ankara'd MEB te bir daire başkanına konuyu açamak için yer yapmaya
çalışırken bana "ne yazıkki süistimaller hep olmuştur, olacaktır da" dedi.
Hatta olmalıdır diyecek ti zannettim bir an. İlde en yetkili iktidar partisi
mensubuna konuyu gayriresmi yazılı aktardım. Çıt yok. İl Milli eğitim
müdürlüğündeki ilgili şube müdürünün kulağına bir şeyler gönderiyorum
"banane canım, komisyon faturalara bakıyor, onlar müdehele etsinler" diyor.
Rehberlik müdürü rehabilitasyon merkezlerinin müdürlerini topladığı resmi
bir toplantıda " hanımefendi nasıl oluyor ya 300 çocuğun çoğunda eğitimi siz
veriyormuşsunuz gibi gösteriyorsunuz?" soruyu Hanim bir kurumun müdürü.
Müdür günde maksimum iki ders verebilir. 300 çocuklu bir merkezde müdür
normalde hacet gidermeye zamanı olmaz aslında. Ha esas mesele de şu. 5-6
odalı bir yerde 300 küsür çocuk dikkat edin. Müdürün Cevabını merak ettiniz
değil mi? Hanım Sadece sırıtıyor. Afedersiniz, hani maçtan sonra manidar bir
şekilde "nasıl geçirdik" bakışı var ya o cisten. Rehberlik müdürü ki
faturaları o inceliyor. Rahatsızlık hat safhada. mızrak çuvala sığmıyor ya,
bari ara ara bir şeyler diyeyimde ilerde kendimi kurtarayım telaşında. En
büyük pislik orda. Komisyon başkanı olarak çalışan İ D' ya yıllar
önceden bu kurumda çalışma izni veren ta kendisidir. Enteresan değil mi? O
kurumun sahibi doktor! Şiyakette bulundum kademe durdurma cezası falan gibi
aparatif ceza aldı. Görevini kötüye kullanıyor aslında. Hastanede çünkü.
Gazetede reklam mahiyetinde haberde poz veriyor. Peşinden bir kanun çıktı,
sütten çıkmış ak kaşık. Bir kurum daha var Y'da. Sahibi tesadüfe bak
yine doktor... Bu doktorda devlet hastanesinde sağlık kurulu başkanı. Bu
sadece bir tesadüf... Ne kadar ayıp aklınıza neler geliyor. Ha bu doktor
önce kayınpederinin adına bir yer açıyor. İkinci merkezide kendi adına. Az
önce chp milletvekilleri arıyor dedim ya, peşinden xx parti (il)nin en
yetkili ismi sesiz kalıyor dedim ya. Peşinden yyy partisi başka bir yolla bana
"şıııışt akıllı ol" mesajı gönderiyor. Siyaset bu işin göbeğindeyken bu
işler nasıl temizlenecek onu merak ediyorum.
Neyse en can alıcı olayı atlayacaktım nerdeyse... Ö isimli
rehabilitasyon merkezi aslında 100-120 civarında özürlüye hizmet
verebiliyor. Ocak ayında 288, şubatta daha da arttığını biliyorum. Yeni bir
bina kiraladı. Bina deprem yönetmeliğine aykırı, imar kanununa aykırı, kaçak
kat var falan filan. Dernek olarak valiliğe yazı yazdık uyardık. Valilik
belediye, iskan müdürlüğüne, mebe yazılar yazdı. Bir ay sonra oraya ruhsat
verildi valilik yazısına rağmen. Bize de ilgili yerlere yazı yazdık cevap
bekliyoruz, şeklinde "hadi işinizie" der gibi bir cevap. Bu binaya geçerek
eskiden vurduğu vurgunu kapatmaya çalışıyor tabi.
Yok deve demeyin
ayıp olur, deveye. Şu an yazımı kesmek zorundayım. Bunun gibi en az 50
misli yazmam gerekiyor, ama izin istiyeceğim sizden.. Kontak kurarsanız
sizinle her yere varım. Beni hayal kırıklığına uğratmayacağınızı bekliyorum.
Çok şeyler biliyorum çünkü. Ben merkez çalıştırdım, ben özürlü babasıyım,
ben sivil toplum kuruluşunda başkan yardımcısıyım, ben... ben... ben...
neyse... iletişime geçerseniz sevinirim. Geçmeseniz bile varolmanız bile
beni mutlu eder. Sağlık ve başarılar dilerim."
İki mektubun üstüne, rehabilitasyon merkezinde çalışan bir çok emekçinin de diyecekleri de vardır.Yardım edilmesi gereken engellilere devletten gelen çeklerin kabartıtığı iştah sahipleri teker teker tabutlarından çıkan vampirlere dönüşüp ortalıkta dolaşmaya başladılar demek ki. Gelen paranın devamlılığı tüm suç unsurlarını örtebilen debisi kuvvetli akan bir nehir gibi .
Rehabilitasyon merkezleri yasaların ve yönetmeliklerin hükümleri gözardı edilerek açılabiliyor.Bayındırlık müdürlüğünden sorunlu binaya olur vermek en hafiflerinden biri.
Ama en önemli konu, eğitimcilerin ücretlerini ödeme konusunda uzman olmayan kişilerce yapılan yolsuzluklar Eğitimcilerin işinin ehli olmaması nedeniyle ders saatlerini dolduramayan yöneticiler kendi üstlerine ders saati yazdırıyor diplomalar kiralanıyor,dışarıdan gelen devlet memuru Ram cı ya da Rehber öğretmenler vergi kaçırdıkları gibi yasa dışında çalışıyor kurucu asgari ücretle çalışan eğtimcilere fatura imzalatarak kendisi de vergi kaçırıyor.
Devlet memuru psikolog, rehber öğretmen ya da özel eğitimci dışarıdan çalışarak hem devlet memuriyetinin nimetlerinden yararlanıyor hem de özel sektörün cennet bahçelerinde dolaşabiliyor.İşlerine giden Ram cılar başvuranlardan artık gittikçe pişkinleşerek dosya ,a 4 kağıdı gibi kırtasiyeler talep edebiliyor.Çünkü devlet engellilere ayda şu kadar para veriyor , hani onların payları.Yani pis kokunun bir kısmı Ram"dan başlayarak özel eğitime bulaşan paranın kokusu diğer kısmı ise kendi ne bakamayacak ve neler olduğunu anlayamayacağı varsayılan engellilerin hakkını emenlerin kan kokusu.
Kendileri engellilere yardım etmek gibi kutsal bir görevi yaşayan meslek sahiplerinin ayrıca diplomalarını kiraya vermeleri ise şeytan anlaşmalarının en çetrefillisi.
Emekli özel eğitimci bir yandan rahat rahat politika üstüne konuşup çekirdek çitlerken diğer yandan etik ten hatta ahlaktan söz edebiliyor.YAŞAMINI MESLEĞE ADAMIŞ MESLEKDAŞLARINI UNUTARAK DİPLOMASINI kiralıyor,sokakta gördüğü ve tanımadığı engellileri eğtimcilere gidiyormuş gibi aldatıyor ve ailerin umutlarını yok sayıyor ve geceleri rahat uyuyabiliyor..
Kiralık diplomalar bir başka eğitimciyi köle fiyatına çalıştırarak para için rehabilitasyon merkezi açmış işverenin işgücü sorununu çözüyor .Kiralık diplamalarla stajyerliği bile olmayan hayatında ilk defa özel eğitime bulaşmış insanlara çocuklar teslim ediliyor paralar alınıyor cepler doluyor ve devran dönüyor.
Meb yöneticilerinin çok iyi bildiği gibi Rehabilitasyon merkezlerinde uyduruk kurslar düzenleniyor ve bölümü uyan genç üniversite mezunu yasalarda bilirtildiği gibi sınıfa yalnız girme hakkına bile sahip olamadığı halde derse giriyor ,kiralık diplomalar ders saatlerini dolduruyor.Stajyerlik süreleri iştah sahiplerini durduramıyor Ortalıkta ehliyetli eğitimci yoksa işverenimiz büyük kurnazlıkla yeni başlayanlar için yasal zorunluluk olan uzun stajın da üstesinden geliyor,deneyimli eğitimciler üç kuruşa saattlerce çalışıp tatlı bir huzurla evlerine dönerken diploma tüccarları ucuz işgücünün verdiği rehavetle cepleri dolu dolaşarak ahlaktan söz edebilen şerefli insanlar oluyorlar..
Eğitimciler çok kez sigortasız çalışabiliyor.
Yasalar bunu önlemeye çalışsa da devletten gelen tatlı paranın biraz paylaştırılması bigortalı çalıştırmak konusundaki engelleri yıkabiliyor.Burdur Özürlüler Derneği Mübeccel Sayılı Rehabilitasyon merkezinde olduğu gibi asgari ücretle gösterilen PDR cisinin sigortasını dahi ödemeyerek devlet dairelerindeki memurlara yemek ısmarlayarak bir yandan aynı eğitimci ile çalışıyor gözükup diğer yandan SSK ya yok gösterebiliyor.Ve ne yazik ki yetkilere harcanan yemek paraları her yerde asgari ücretle çalışan eğtimcilerin sigortasını ödemekten daha karlı olduğu için sigortasız çalıştırma bir çok kurum yaygın bir uygulama alanı olabiliyor
Vergi memurları için bir eğitimcinin 350 YTL ye çalışması dikkat çekici olmuyor zaten...Bu farklılık zaten rehabilitasyon merkezleri dışında bir çok kurumda da ticari bir dustür olmuş durumda.Herkesin asgari ücretle gösterilmesi zaten doğal karşılanabiliyor.!
Tüm bunların karşısında velilerimiz rehabilitasyon merkezlerine gidiyor ve kiralık diploma yetkilerinin arkasında çalışan ehliyetsiz yasa dışı genç "eğitimcilerle" çalışıyor.Devletin engellilerin eğitimi için ayırdığı ücret böylece belli bir parayı paylaşan küçük gruplar oluşmasına neden oluyor.
Çocuklara Ram'dan alınan raporlar bayatlamış testler ise ayrı bir teftiş konusu ........................
Engellilere Gelen ücretin denetimi yapılamıyor çünkü dilimi büyük pastadan bir parmak bal herkesi susturuyor.Söz gümüşse sukut altın oluyor.
Böylece rehabilitasyon merkezlerinde yeni Faustlar çıkıyor.Hem de ahlaktan sözeden, ekmek parasının kutsallığından sezeden yeni Faustlar .Hergün yüzyüze bakarak ikiyüzlülüğümüzü anımsatan keskin dişli, "ahlaklı" faustlar.
Rehabilitasyon merkezleri soyguncu mu değil mi ,faust bunu biliyor şeytanla sözleşmesi ona tatlı geliyor ve kimseye söylemiyor
DR FAUST KİMDİR
1749-1832 yılları arasında yaşamış olan ünlü Alman ozanı, oyun yazarı Johann Wolfgang von Goethe'nin Faust adlı şiirsel oyunu dünya klasikleri arasında önemli bir yer tutar.Oyunun baş kahramanı Faust, felsefeyi, tıbbı, doğa bilimlerini, teolojiyi araştırmış, gençlik ve olgunluk çağını yeryüzünün sırlarını çözmek için tüketmiştir. Faust'un bu arayışı Şeytan'ı (Mefistofeles) rahatsız etmektedir. Çünkü pek çok insanı felaketlerle yok etmesine, pek çok insanı dünyasal hazlarla uçuruma düşürmesine karşın, yeryüzündeki Faust adındaki doktor, akıl ve bilgi ile kendisine direnmektedir. Tanrı'dan Faust'u doğru yoldan çıkarmak için izin isteyen Mefistofeles,onun bunalımlar içinde olduğu bir gece karşısına çıkar ve Faust'a dünya hazlarını vaad eder.Bir iddiaya girerler. Mefistofeles, onun bilgi hastalığından kalbini kurtaracak, yaşatacağı en güzel hazlar karşısında Faust "Dur ey zaman,ne güzelsin!" diyecek olursa iddiayı Mefistofeles kazanmış olacaktır. Mefistofeles, Faust'u gençleştirir ve ona aşk duygusunu tattırır. Faust, bu duyguyu sadece Gretchen adlı genç bir kızdan çok ötede Helene idealine kadar hissedecek, ama her şeye karşın Mefistofeles'e beklediği cavabı vermeyecektir.
Faust, Goethe'nin neredeyse tüm yaşamı boyunca yazarak tamamladığı bir yapıttır. Urfaust adıyla onsekiz yaşında başladığı oyunu, Faust I ve Faust II adıyla iki büyük bölüm halinde yazarak seksenüç yaşında ölümünden kısa bir süre önce bitirebilmiştir.
Goethe, Faust'un konusunu çok eski bir öyküden almıştır. Şeytanla bahse giren insanoğlu teması önceki yüzyıllarda da birçok öyküye ve oyuna konu olmuştur. Goethe'den önce birçok yazar tarafından defalarca işlenmiş bir konu olan Faust, daha önce de usta bir İngiliz yazarı olan
Christopher Marlowe (1564-1593) tarafından Doktor Faustus adıyla işlenmiştir. Aynı konudan hareket etmelerine karşın iki oyunun olay örgüsü çok farklı biçimde gelişir ve sonuçlanır. Marlowe, Faust'u şeytanla girdiği anlaşmayı kaybeden biri olarak ele almıştır. Oysa Goethe Faust karakterini Şeytan Mefistofeles'e yenilmeyen bir insan olarak incelemiştir. Goethe, Faust'unda evrensel bir insan tragedyası yaratmıştır.Goethe'nin Faust'u içeriğinin çok zengin felsefi derinliği nedeniyle pek çok farklı yorumla yüzlerce kez yeniden incelenmiş, dünyanın tüm ülkelerinde çok farklı yorumlarla sahnelenmiştir.
Kaynak: Faust Oyun Broşürü, Önder Paker, "Faust'u Sahnelerken", 2005
Faust, Goethe'nin butün eserlerinin bir birleşimi olarak kabul edilir.
vikipediden alınmıştır"http://tr.wikipedia.org/wiki/Faust_%28kitap%29"'dan alındı
0 yorum yazılmıştır